yolculuğun böylesi

gece yarısı düştü

kaderini yazacağı yollara

arkasında bırakarak kibirli dizeleri…


geçmişinin çiçeksiz bahçesinde

elleri çamurlu birkaç sözcüğün duasıyla gömdü

gönlü varsıl, büyüttüğü bencilleri…


aklı komşusunun kapı açma sesinde

hesap soran cümleler peşinde

hissetti birden yalnızlığını ensesinde

tek kişilik ordusunu kurduğu evde

kurşun gibi sözlerle bıraktı misafirlerini…


karanlıkta sabahın rengini ararken

baharın ulağı gelincik tarlası çıktı karşısına

bir de lavanta huzuru olsaydı, tam da bu satırda

ne güzel kokardı çilingir sofrası…

içmeden içini döken şairdi

içini döktükçe çoğalan içki gibiydi

çağlardı şiiri mestane dillerde…


yayan hislerle bu şiirde yolcu olandı

geleceğini imgelere zimmetleyendi

bilinçaltındaki gömüyle yücelerde gezinendi

düşünde rüzgârıyla aşk dağını aşandı

usunda ne varsa döktü ortalığa

kimi orman dedi, kimi yangın

görülmedi, yolculuğun böylesi…












22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Su Eskir Mi?

Albert