OKUMAK, YARATICI DENEYİM

John Fowles, sevdiğim, daha da ötesi bağlandığım bir yazardır.


Ondaki çekim gücünü hayata/insana yakınlığında bulurum... Ama aslolanı, bunu öylesine bütünleyici bir bakış, duygu/anlam yoğunluğuyla verir ki; her bir anlatısında başka bir renk/doku bulursunuz... Bu da o çekim odağının zenginleştirici boyutudur.


Zamanın derinliklerinden çağcıl bir ses getirir, Fowles.


John Fowles’u okurken, romanın yüzyılımızdaki gerçekliğinin ne anlama gelebildiğini düşünüyorsunuz... Fowles, bir köprü kurar. Dünün romanını asla yadsımaz... Oradan yansıyanlara ekledikleriyle bugünün dünyasını, insan-doğa, insan-insan gerçekliğini sorgulayıcı bir bakışla anlatır.

Romanlarındaki baskın karakterlerde gözlenen ahlâk eleştirisi, psikolojik boyutun sorgulanışı, roman düşüncesinin neleri içerip içermediğini de anlatmaktadır.


Fowles, yazdıkları üzerine kafa yoran, roman yolunu farklı disiplinlerle besleyen, sürekli biçem arayışında olan bir romancıdır.


İyi bir anlatıcı olmak için hayatın içinde olmak yeterli değildir. Oradan devşirdiklerini hangi potada eritip, hangi imbikten geçireceğin önemlidir.


Romancı, hayata/insan gerçekliğine kendi ulusal sınırları, salt kendi kimlik duygusunun penceresinden bakamaz, bakmamalı da.


Anlatısını oluşturan renkler, kendi dilinin, yurdunun özelliklerini taşır. Ama insani durumlar, yaşamsal gerçekler bir İngiliz’e, Fransız’a, Türk’e göre olamayacağına, değişemeyeceğine göre; romancının buradaki asal kaygısı o insanlık durumlarının nasıl/ne biçimde anlatıldığıdır. Fowles, bunu, kendi yazı evreninde çözmüş, hatta bu konudaki düşüncelerini, anlatılarının ötesinde yazınsal denemelerinde de dile getirmiştir.


Onun şu düşünceleri, bu bağlamda, ilginçtir:


“Ben bir İngiliz yazarı olmak istemiyorum: Avrupalı yazar olmak istiyorum, mega-Avrupalı (yani Avrupa artı Amerika artı Rusya. Artı, öz olarak Avrupa kültürüne sahip daha neresi varsa). Bu, kendi boyunu aşan hırslara kapılmak değil, yalnızca sağduyudur. Sırf İngiltere’de okunsun diye yazmanın amacı nedir? Ben İngiliz de olmak istemiyorum. İngilizce benim dilim, ama ben mega-Avrupalıyım.


Atlas durumu: Dünyayı omuzlarında taşımak. Her yazar bunu hissediyor olsa gerek; yarattığı dünya onu ezer, yere yapıştırır. Kitabı okurken bunu bazen hissedersiniz.”


Doğrusu, Fowles’un hangi anlatısını/romanını okursanız okuyun bu düşüncelerini pekiştiren bir boyut bulursunuz.


Üstelik Fowles, birçok okuma katmanı sunar size... Yazarın yazınsal birikimi, sizin karşınıza okuma deneyimi olarak çıkar. Yazdıklarından kolayca kopamazsınız. Alttan alta akıp duran sağlam bir öyküleme, onun üzerinde beliren olay-örgüsü, bir üste çıkan anlamsal/düşünsel boyut, bunları serimleyen roman karakterlerinin özellikleri...


İşte bu noktada öylesine bir yazarla karşı karşıya olduğunuzu hissedersiniz ki; Fowles, gelir yapıtlarıyla başucu yazarınız kesilir.


Bugünlerde elimden düşürmediğim yazınsal denemeleri/söyleşilerinden oluşan Zaman Tüneli kitabı, bağlandığınız bir yazarı karşınızda bütün yönleriyle görmenizi sağlayacak bir birikimle yüklü.


Okurken hep düşünmüşümdür, yazın ortamımızda, böylesine damıtılmış düşüncelere sahip kaç romancımız var... Kaç yazarımız dünya yazarı olmak kaygısıyla yazma serüvenini anlamlandırıp taçlandırıyor...


OKUMA ÖNERİLERİ:

* John Fowles: Abanoz Kule, Çev.: Münir H. Göle, İletişim Yay, 1990, 125 s.; Koleksiyoncu, Çev.: Münir H. Göle, 1992, 306 s.; Ağaç ve Doğanın Doğası, Çev: Kemal Doğan, 1996, 126 s.; Büyücü, Çev.:Münir H. Göle, 1995, 800 s., Afa Yay.; Fransız Teğmenin Kadını, Çev.: Aslı Biçen, Ayrıntı Yay., 1995, 425 s.; Yaratık, Çev.: Serdar Rifat, Yapı Kredi Yay., 1995, 479 s.; Zaman Tüneli: Denemeler ve Notlar,

Çev.: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yay., 2004, 480 s.


BELLEK KUTUSU:

“Bence hümanizm esas olarak, şiddete karşı bir nefret taşımak ve onu kınamaktır. Bu bir anlamda, uzlaşma felsefesidir. Günümüzün dünyası, toplumsal, siyasal ve kişisel yönden tam bir çomak sokulmuş eşekarısı yuvasıdır. Bence insanoğlunun, diğer türlere karşı korkunç tavrı da dahil olmak üzere, en birinci hatası, hümanizmden yoksun olmasıdır.”

John Fowles.






26 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör