Neden?

Neden yaşar insan?


Sonunu bilmediği her güne başlama isteğini nereden bulur?


Uzun süredir bunu sorguluyorum. Bir sebep arıyorum. Cevapsız binlerce sorumun arasında en temel soru olarak bunu seçtim. Neden yaşar insan? Sorunun cevabı birçok insana basit gelse de; bu soruyu asla cevaplayamıyorum. Çünkü bilmiyorum. Daha doğrusu diğer insanlar gibi yaşıyor muyum onu da bilmiyorum. Düşünmek, sorgulamak, sebep aramak, cevap duymak yaşamanın birer parçasıysa eğer evet yaşıyorum ve nedenini de çok iyi biliyorum. En azından kendim için. Ama yok, yaşamak 7 küsur milyar insanın her gün yaptığı birbirinden monoton ve rölanti şekilde ilerleyen bir döngü ise; ruhum doğarken terk etmiş olmalı bedenimi.


Çünkü ben kendimi bildim bileli karşı koymak istedim bu döngüye. Toplum tarafından konulan genel geçer kurallara hep kafa tuttum. Kısaca diğer insanlar gibi olmamak için kafamı kaldırdım ve göğe baktım. Herkes yaşadığını veya yaşamaya çalıştığını sanırken; neden yaşadığımı, buna neden zorunlu olduğumu, insanın fıtratında olan bu isteğin tam olarak kaynağını düşündüm durdum. Tabii bu süreçte yalnız da değildim; yıldızlar, kuşlar, sonsuz mavinin her zerresi benimleydi. Ben bunlarla ruhumu besledim durdum. Ruhumsa o haline rağmen geçen binlerce senenin, binlerce sorusunun temelini durmaksızın sorguluyordu. Neden?


Bazen her şeyi soyutlayıp öyle sorguluyorum. Biliyorum bu asla mutlak doğruya götürmeyecek beni. Ama işte, insan zora düşünce, kendini bırakmak istiyor. Bazısı boşluğa bazısı yalanlara bazısı kendi içine… Ben ise kendimi, içimdeki boşluktaki asparagaslara bırakıyorum hep. Her kendime yalanım beni sorgulamaya itiyor ve her sorgulamam beni maneviyata, bilinmeyene, bilmediklerimin nedenine daha çok yaklaştırıyor.


Düşüncelerimi sadece soyutluktan uzaklaştırıp satırlara dökmek istesem, başlığım kesinlikle "Neden" olurdu. Neden olurdu, bilmiyorum. Bu bir zorunluluk muydu? Bence değil. Bu düşüncelerimi düşünmek veya yazmak zorunda mıydım? Bence buna da zorunlu değildim. Evet bu döngünün tam da kilit noktası burası işte. Bu şekilde, parça parça incelediğinde; çoğu kez yapmak zorunda olmadığı şeylerin gerçeği ile karşılaşacak insan. Misal; ben de düşünmeden, yazmadan, görmeden yaşadığımı hissetmem ve bunun da farkındayım. İşte bu farkındalık insanı sorulara itiyor ve sürekli koşuşturmacayı bırakıyor. En sonunda “Neden yaşıyorum?” diyor.


Neden?


İnsanoğlu bazen kaldıracak kafasını ve göğe bakacak. Bin bir nizam içerisinde dönen evreni sorgulayacak. Neden yaşar herkes… İnsan için mi? İnsan neden yaşar? Herkes için mi? Evet bence böyle oldu. Sorular birbirini soruyla tamamladı. Herkes insanlık için yaşar. İnsan ise hiçbir zaman kendi için yaşayamaz. Herkes için, başkaları için yaşar.




29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Son Hece