NECİP FAZIL'A UZAKTAN BİR BAKIŞ

Başlıktan yola çıkarak bu yazının bir edebiyat incelemesi ya da Necip Fazıl'ın hayatından bir anekdot olduğunu düşünebilirsiniz. Ne yazık ki ikisi de doğru değil.


Geçen gün markete gittim ve marketin önündeki meyve kasalarının birinden meyve seçmeye başladım. Başlamadan önce de müşterilerin kullanımına bırakılmış ve meyve-sebze seçerken kullanılması gerekli olan eldivenlerden birini takmıştım. Benden başka görünürde eldiven takan kimse yoktu. İnsanlar aykırı mıydı, ahmak mıydı ya da umursamaz mıydı bilmiyorum ama marketin yanındaki dükkândan çıkan biri dikkatimi çekti. Bir anlık tereddütten sonra, bu yaşlı adamın neredeyse Necip Fazıl Kısakürek olduğuna yemin edebilirdim. Ağarmış saçı ve sakalıyla, yüzünün buruşmuş derisiyle ve duruşuyla tıpatıp aynısıydı. Aklımı toparlamak ve biraz düşünmek için meyvelerime geri döndüm. Ama hayır, meyveler bir yere kaçmıyordu ve bakılması gereken şey meyve kasalarının üzerinde değildi. Necip Fazıl'a tekrar bakmaya başladım. Ve düşündüm, Necip Fazıl dünyada bir şey unuttuğunu hatırlayıp bir anlığına geri gelmiş olamaz mıydı? Üstelik bu "bir milyoncu"da ne unutabilirdi ki! Ben Necip Fazıl'a baktım, o da bana baktı. Bakışlarında, neden izlendiğini bilmeyen birinin merakı ve izleniyor olmanın rahatsızlığı vardı. Büyük bir ustalıkla sanki onun arkasındaki ya da yakınındaki bir şeye bakıyor gibi bakışlarımı kaydırdım ve sonra tekrar meyvelerimle ilgilenmeye başladım. Necip Fazıl... O ya da değil, benzeri ya da aslı, ne fark eder? Necip Fazıl söylemek istediklerini yazdığı kitaplara ve çıkardığı dergilere sığdırmış, dinlemek isteyenlere bu şansı tanımıştı. Şimdi ona ne sorulabilir ya da ne söylenebilirdi? Bunu bile belki saatlerce düşünmek gerekirdi ama bu kadar vakit yok. Necip Fazıl'ı bakışlarımla rahatsız etmekten ben de rahatsız oldum ve son bir bakıştan sonra bakmayı terk ettim.


Necip Fazıl'la uzun yıllar geçirmiş Rasim Özdenören'in sevecen bir ses tonuyla benim için "artist" dediğini hatırladım tekrar. O zamanlar on sekiz yaşında ve biraz artisttim. Şu an yirmi iki yaşındayım ve kim bilir neler değişti. Ve belki Necip Fazıl karşımda olsa, memnun ya da memnuniyetsiz bir şekilde o da bana "artist" derdi.


Eldivenimi çıkardım ve poşetimi alıp market manavının tartısına doğru yürümeye başladım.




30 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Son Hece