EFLÂTÛNÎ

Bir pazar akşamı

-Düşlerde kalan aşkların geride bıraktığı-

Papatyalarla süsledim mezarımı

Bir önceki geceydi

Şarap kırmızısı gül yordamıyla işlenen o kalbin

Eşrefi mahlûkât arasında sağ kalmış o ruhun

Canıma kastetmesi

Beyazlar içerisindeki tenim

Bembeyaz bir sevdanın ışığında

Üç aylık yaşamım sonrasında

Soluk bir hâl aldı

Mahalleli yaktı ağıtlarını

Gayrimümkün bir sevdadan ölen benin arkasından

Oysa güneş ağarmadan çağırmıştım onu

Mehmet Amca dükkânı açmadan

Kuşlar yuvalarını terk etmeden

Yalvarmıştım dizlerimin üstünde

Kaplan ağzındaki ceylan misali

Korkudan titreye titreye

Sunayım gönlümü sana diye

Umutsuz bir tebessümle konuşmaya başlayacakken

-Sevdiğim-

O lanet olası bulutlar girdi işin içine

Yağmur yağdı, şimşek çaktı

Gök parladı

Gülriz, vazgeç diye

Duymak istemedim amma...

Yürümeye başladı sevgili

Denize doğru

Yağmurla taşan, bankları, kaldırımları, sokağı aşan

O denize doğru

Deniz durmadı

Çekti içine ömrümü

Hapsetti onu sularına

Dilinde türküsü eskimeyen

Hercümerç bir kadını bırakarak.










77 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yangın