DELİLERLE KONUŞMAK

Albert ahşaptan yapılmış gıcırdayan sandalyesini eski bir sobanın önüne çekti. Altı kararmış çaydanlığından metal bardağına birkaç yudumluk çay doldurdu. Kapı gıcırdadı, bir çift göz gördü önce, donup kaldı. Ardından heyecanla “Madam oturmaz mısınız?” dedi ve sandalyesini hanımefendinin oturması için özenle yerleştirdi. Büyük bir zarafet çöktü odaya ve Albert’in içine kordan bir ateş. Hanımefendi direkt lafa girdi, “Ben kapıdaki ilân için geldim, daktiloyu on parmak kullanabiliyorum efendim,” dedi “izninizle hemen bugün başlamak istiyorum,” diyerek de ekledi.


Albert belki de hayatında kimsenin yüzüne öylesine gülmemişti, yarım yamalak ve kekeleyerek “Tabii!” dedi ve birkaç soru sormak istediğini söyledi. Hanımefendi bu durumu hoş karşıladı ve ilk soruyu beklediğini söyledi.


Albert: Akıllı insanlarla konuştun mu hiç?


Leydi Marze: Kendini öyle tanıtan insanlarla konuştum sadece.


Albert: Ya kendini deli tanıtanlarla?


Leydi Marze: Bayım, çok soru soruyorsunuz, peki siz kendinizi hangi tarafta görüyorsunuz?


Albert: Ben mi! Ben kendimi hiçbir tarafta görmüyorum aslında. Kendimi tanımlama gereği duymuyorum. Nasıl olsa kim olduğumuza biz değil karşımızdakiler karar veriyor. Ne cüretkâr bir tavır ama! Peki siz beni hangi tarafta görüyorsunuz?


Leydi Marze: Haklısınız, insanlara kendileri olma şansını tanımıyoruz, onlara seçmeleri için taraflar sunuyoruz. İnsanlar olarak o kadar alışmışız ki; herkese bir seçenek sunup taraf seçmelerini istiyoruz. Ben de size karşı yapmış oldum bunu.


Albert: Hiç önemi yok hanımefendi, ben bile bazen kendimi bir tarafa koymaya çalışıyorum. İnsanlar kendinden olmayanlara düşman gözüyle bakmakta ve ben tarafsız olduğumda ise tüm dünya bana düşman gözüyle bakmakta. Hatırlıyor musunuz size kendini deli tanıtanlarla konuştunuz mu diye sormuştum?


Leydi Marze: Ohh, evet hatırlıyorum! Sanırım bu soruya verecek bir cevabım yok.


Albert: Ben de öyle düşünmüştüm Leydi… Kusuruma bakmayın, ne kabayım, bana isminizi lütfeder misiniz?


Leydi Marze: Adım “Marze”.


Albert: Memnun oldum Leydi Marze. Neyse konumuza geri dönelim delilerle konuşmadınız belli ki. Aslında delilerle konuşmak pek de mümkün değil Leydi Marze, çünkü onların evreninde siz, ben veya herhangi bir şey yok. İnsanlar hakkında önyargı yok yahut herhangi bir kalıp veya herhangi bir taraf. Onlar o meraklı ve parıldayan gözleriyle ne görürlerse onu söylerler, üzerine fazla düşünmezler veya yorum katmazlar. Onlar için herhangi bir taraf seçme zorunluluğunu bırakın, herhangi bir zorunluluktan dahi bahsedilemez, çünkü onlar kendilerine dayatılabilecek şeyleri umursamazlar. İhtişam, şan veya şöhret onların ilgisini gözlerinin ucunda uçuşan renkli kanatlı bir kelebek kadar çekmez. Onların ilgisini teken çek şey bence salt güzelliklerdir. İnsan fikrine bulaştırılmamış, el değmemiş güzellikler…




19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Derdo