DANIEL DEFOE ÖLDÜ YAŞASIN ROBINSON CRUSOE

Hayata tutunabilmek için elinden gelen her şeyi yapan insanlardan biridir Daniel Defoe.

Saygı görebilmek için Foe olan soyadının başına –De getirmiş, böylelikle babasının soyunu reddetmiştir. Hayatı boyunca otoriteyle sürdürdüğü kavga ve siyasetteki çabası Daniel’i hiçbir mevkiye taşımamış, tersine onu boyunduruklu işkenceye ve ardından dünyanın en kötü hapishanesine göndermiştir. Çaresizce otoriteyle uzlaştıktan sonra talih en sonunda yüzüne gülmüş, yazdığı bir kitapla ölümsüzler listesine dahil olmuştur.


Defoe 1660’ta Londra’da doğdu. 1685’te korkunç yoksulluğa isyan eden İngilizlerin safına katıldı ve Kral II. James’in hükümranlığına başkaldırdı. Bu eylemi ona neredeyse ömrü boyunca sürecek bir isyankar etiketi yapıştırdı ve yazdığı yazılarla devleti yani kralı eleştirmeye devam etti. Bunu daha iyi yapabilmek için 40 yaşında gazeteciliğe başladı ve siyasi yazılar yazdı. Newgate hapishanesine gönderildi. Burası dünyanın en kötü cezaevlerinden biriydi. Dar, karanlık ve pis hücresinde hayatta kalmaya çalıştı. Sonra kefaletle serbest bırakıldı ama Defoe siyasi çevreleri rahatsız eden yazılarına devam etti. Bu kez boyunduruk cezasına çarptırıldı. Bu ceza ibret olsun diye suçluların sokakta gezdirildiği ve halkın tepkisini çeşitli yollarla serbestçe gösterebildiği bir işkenceydi. Ticarette hile yapanlar, yalancılar, eşlerini aldatanlar, isyancılar ve eşcinseller dahil olmak üzere o dönemin yüz kızartıcı suçlarını işleyen herkes boyunduruğa vurulur, türlü hakaretler altında sokaklarda gezdirilir, üzerine fırlatılan çürük meyve, yumurta ve hayvan leşleriyle aşağılanırdı. Bazı mahkumlar bu sağanak altında ciddi yaralar alabiliyordu.


Defoe boyunduruğa vuruldu ve Londra’nın en işlek üç yerinde gezdirilerek cezalandırıldı. Cornhill’de dolaştırıldığı bölge kendi evine yakındı ve komşuları da oradaydı. Hiçbiri Defoe’ya bağırmadı ve ona bir şey fırlatmadı.


Defoe, Newgate'e geri gönderildi. Üç ay daha hapishanede kaldı ve koşullu olarak serbest bırakıldı. İskoçya’ya gidecek, bu ülkenin İngiltere ile olan bağlarını güçlendirici yazılar yazacak ve gerektiğinde bazı önemli bilgileri Londra’ya bildirecekti. 1706’da İskoçya’ya gitti ve uslanmış bir adam olarak söylenilen her şeyi yaptı. Defoe’nun bu süreçte Osmanlı adına casusluk yaptığı da ileri sürülür. İngiltere’nin yönetim sistemi hakkındaki her şeyi mektuplar halinde İstanbul’daki sultana göndermiştir. İddia doğruysa bu mektupların günün birinde yayımlanmasını bekleriz.


İskoçya’daki hayatı Daniel Defoe’yu yeni şeyler yazmaya yöneltti. Şili’nin 800 kilometre açığındaki bir adada mahsur kalan bir İskoç denizcinin başından geçenleri öğrenmişti ve bunu bir roman olarak yazmaya başladı. Adamın adı Alexander Selkirk idi. Issız bir adada 5 yıl boyunca yalnız yaşamış ve hayatta kalmayı başarmıştı. Defoe hayran kaldığı bu öykü üzerinde uzun uzun çalıştı. Defoe romanına başka olaylar ve yeni bir karakter (Cuma) ekledi. Sonunda ortaya gerçek olaylardan esinlenmiş bir roman çıktı. Adı Robinson Crusoe idi. Roman 1719’da yayımlandı ve muazzam bir ilgiyle karşılandı. Robinson Crusoe bir yıl içinde dört baskı yaptı ve Defoe romanın devamını yazdı. Artık ünlenmişti. Tam o yıllarda başlayan veba salgını romanın daha büyük başarılar elde etmesini engelledi. Bunun üzerine Defoe Londra’yı vuran veba hastalığını anlattığı Veba Yılı Günlüğü’nü kaleme aldı. Vebadan kaçınmak için Londra’nın zengin semtlerinden birinde oturabilen şanslı azınlık üyelerinden biri olmuştu.


Öldüğü ana kadar zengin ve itibarlı bir hayat yaşadı. Hayata yeniden başlamış ve başarmıştı.

Japon araştırmacılar 2000 yılında gerçek Robinson’un yani Alexander Selkirk’ün 5 yıl yalnız başına yaşadığı adada kazılar yaptılar ve 18’inci yüzyıldan kalan bazı eşya parçaları buldular. Yanılmamışlardı. Eşyalar Selkirk’e yani Robinson Crusoe’ya aitti.

Selkirk’ün yaşadığı ada Şili hükümeti tarafından çoktandır turizme açılmış durumda. Zengin turistler Robinson Crusoe’nun adasını görebilmek için başkent Santiago’dan haftada iki kez kalkan küçük bir uçağa binmek zorundalar. Ama yolculuk bununla bitmiyor. İndikten sonra bir tekneye binip –okyanus koşulları yolculuğa uygunsa- 12 saatlik bir deniz yolculuğuna da katlanmaları gerekiyor. Uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra Robinson’un yaşadığı adaya sağ salim ulaşabiliyorlar. Crusoe’nun hayatta kalabilmek için tırmandığı ağaçlara dokunuyor, deniz kıyısında onun ayak izlerini hayal ederek yürüyorlar.

Daniel Defoe 1731’de Londra’da öldü.


Robinson Crusoe hala yaşıyor.



80 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

FERHAN AĞBİ