ACİZİM ve MUTLUYUM

Nasıl yaşamaya başladığını hatırlıyor musun ya da nasıl öleceğini biliyor musun? İşte vereceğin cevap kadar bilinmez yaşarken yaşadığın her şey. Ancak olup bittikten sonra aydınlığa çıkar bu bilinmezlikler. Plan program yapsan dahi sonucu hiçbir zaman önceden göremezsin. Bir an gelir, senin planlarını çamurlu ayaklarıyla çiğner ve geçip gider. İlerledikçe de o çamurun izi kalır, dönüp baktığında yaptığın planı bile hatırlamaz olursun. Çok klişe gerçekten ama hayat acımasızdır kendi içinde yaşayanlara karşı. Tabii bir de kendi dışında yaşayanlar var. Belirsizlikten beslenip hoşnut olanlar. Onlar için bu paha biçilemez bir lütuftur belki de. Aslına bakarsan herkes için bir bakıma iyidir. Önünde sonunda hepimiz insanız, sınırlarımız var ve bu sınırlar bizi hayatta tutan, boğulmamızı önleyen, suyun önüne kurulmuş birer set duvarı aslında. Var olan her şeye herkesin hâkim olması, sonucun baştan belli olması -daha doğrusu sürecin demeliyim-, ne kadar da keyifsiz değil mi? Heyecan duymadan merak etmeden yaşamak olur mu, bilmem. Ölülerden ne farkımız kalır. Hatta onlar bizden daha üstündür, hiç yaşamadıkları bir şeyi yaşadılar ve öldüler.


Zaman geçtikçe biz de bilinmezliğe doğru sürükleniyoruz. Zamanı durdurabilir misin? Tek bir anda kalıp, sonsuzlukta var olabilir misin? Hayır. Öyleyse bu kadar bilinmezliğin içinde tek bildiğin yaşamaksa, yaşa. Çok komik gerçekten ama belli olan bir diğer şey, ölene dek yaşayacak olmamız. Bu işte de bir gariplik var sanki. Ölmek için bile ölümü yaşamak gerekiyor. Ölümü yaşamadan ölebilir misin? Ölemezsin.


İlla bir şeyleri bilmek mi istiyorsun kendini düşün, keşfet, aklındaki belirsizlikleri silip at, kısacası kendini bil. Tamam, yaşadıklarımız bizi de değiştiriyor tabii ki yerinde saymıyor. Ama yaşadıktan sonra da sana ne olduğunu, neye dönüşüp dönüşmediğini bilebilirsin. Bu evrendeki sonsuzluk ve karanlık seni içine çekip yok edeceğine, sen onu içine çek ve içindeki bu evreni ışığınla aydınlat. Nerede ne var bul. Beğenmediğin bir şeyle mi karşılaştın, bir çırpıda onu yok et. Zaten en sonunda kendi yaşamınla ilgili belirsiz kalan tek şey başta da dediğim gibi nasıl yaşamaya başladığın olacak, çünkü ölene kadar yaşayıp bitirdin biliyorsun. Yaşayamadıklarınsa bir bilinmezlik değil çünkü evrenden yaşadıklarını çıkarırsak, geriye kalan her şey, yaşayamadıkların olarak tanımlanacak ve onlar artık senin ulaşılmazın olacak.


Belirsizliğin belli olduğu bu hayatta buna katlanamayanlar, işte onlar, mutsuz olanlar değil midir? Sen bunu bir acizlik olarak görüyorsun sanırım. Eğer bu acizlikse ve mutluluğu getirecekse, bırak da yüceliği başkaları üstlensin.






32 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör