Zehr-i Katil: Savaş

İnsâniyet, insanî vazifesi muktezasınca (gereğince) zalim mizacına tarih boyunca hıyanet edememiştir. Eşhas-ı harika! Tarihten evvel dahi bâhsi geçen mâhluk türdeşleri Neandertalleri amansızca katletmemiş miydi? Hâdise-i harika! Müşâhede edemez miyiz? Başkasının emeğini yemeğimiz etmek istemedik mi? Doyumsuzluklar olumsuzlukları hasıl etmedi(meydana getirmek) mi? Sulh yalanları, bağımsızlık ve özgürlük vaadleri sonucu yıpranan dünya-yı deniyye (değersiz dünya), “sıvı yakıt yangını”nı söndürmeye kâbil olmayan suya taptı ve hâlen de tapmaya devam etmektedir. Kökeni meçhul olan bu yıkıp dökme meyli bilhassa insan kadar alçak bir türe yaraşmaktadır! Yarattığı yaratıcılar uğruna kardeşini keser Yarattığı yaratıcılar yolunda rüşvetler verir insan-ı kâmil... XXI. asırda doğduğuna lanet okuyanlar “veladetin galat” olduğunu, günahkâr mavi noktanın fena bir mahâl olduğunu ve bunun müspet yönde tebeddül edemeyeceğini anlayamayanlardır. Heyhat! Filhakîka, Harp, beşeriyetin mizâcında ve yazgısında mevcuttu. Tanrı ise “sözde” gönderdiği kütüb-ü sabıka-i mukaddeseyle bu antik iptilâyı kuvvetlendirdi. Farklı yorumlamalar mezhepleri doğurdu. Aynı dine mensup bireyler yorumlama yetilerinden mütevellit birbirlerine “kafir” sıfatını lâyık buldu. Elbette kanımca akıllı olduğunu düşünen insan türü için “Tanrı” fikri gayr-ı mâkul bir sarfiyattır. İhtar ederim ki! Hâmî (koruyucu) olarak tasvir edilen Tanrı’dan hâlâ umulacak şeylerin olması imâte-i vaktten (vakit öldürme) ibarettir. MECMU-U VAHŞET VE TOPLUMSAL İRADE İki veya daha fazla kişinin bulunduğu bir ortamda irade kavramından bahsetmek mümkün olamaz. Örneklendirelim, Rusya’ya yapılmakta olan yaptırımlar behemehâl (her halükarda) en çok RUS halkını fakirleştiriyor. Putin ve oligarklarının çıkardığı gaile (dert, sıkıntı) RUS halkının iradesini temsil ediyor. Oysa RUS halkı cenk etmeyi realist buluyor mu, Sormak lâzım... AVRUPALI-ORTADOĞULU AYRIMI En üstün ırk en üstün tahsile sahip olandır prensibi nazar-ı dikkate alınmalıdır. Milliyetleri cemâl-i sûretine tevfîkan değil, zekâvetine ve tarihine göre ayırmalıyız. Mavi gözlü, sarı saçlı olmak, Netflix veyahut Instagram kullanmak asla ve kat’â medenî ve münevver olmak değildir. Voltaire, Tevfik Fikret, Goethe, Nazım okumak uykudan uyanmak; kendini yaratmak, uyuyanları uyandırmaktır. Bu vesileyle evvelâ annenin eğitim durumu (ya da annenin verdiği eğitim), sonrasında okunan yazarlar, dinlenen müzikler, edinilen meşgalelerdir insanı medenî ve münevver yapan. SAN’AT, DÜNYAYI DİKTE EDENLERİN GÖZDAĞI MALZEMESİ OLMAYI HAK ETTİ Mİ? Velvele-i hayret! Dostoyevski gibi bir devin cüceler tarafından dersinin feshi, müzik istihsâl etmenin (üretmek) milliyet ve ideoloji tanımadığını bilmeyen allame-i cihanların Viyana Filarmoni Orkestrası’ndan piyanist Denis Matsuev’i ihraç etmesi kabul edilebilir bir vak’a değildir. Anaokullarını bombalayan caniler ile bâkî kalacak mar’uf-i cihanlar bir değildir... ÂKIBETÜ’L-ÂKIBE Savaşta haklı ya da haksız yoktur. Galip gelen taraf -aslında savaşta esas galip gelen egoizmdir- yaşananları veya yaşanmasını istediklerini -kendi çıkarlarına uygun- yazar ve haklı olduğunu iddia eder. Bu anlatılanları objektif biçimde değerlendirmek, neyin doğru neyin yanlış olduğunu tespit etmek tarihçilerin vazifesidir. Tahmin edersiniz ki anlatılan ve yazılan her şey gerçek olsaydı tarihçilerin varoluş gayesi olmazdı. Tabii bunu ne kadar yapabildikleri münakaşa konusudur. Ayrıca tarihten “ders almak” her zaman geçerli olmayabilir ki alınsaydı bugünkü savaş patlak verir miydi? Harbin nereye tekamül edeceği muammâ-i acibânedir. Bu hususta bidayet ve nihayet şudur: İnsan insanın kurdudur (Homo homini lupus est) lâkin aynı zamanda insan insanın yurdudur.

Zehr-i Katil: Savaş