yolculuğun böylesi

gece yarısı düştü kaderini yazacağı yollara arkasında bırakarak kibirli dizeleri… geçmişinin çiçeksiz bahçesinde elleri çamurlu birkaç sözcüğün duasıyla gömdü gönlü varsıl, büyüttüğü bencilleri… aklı komşusunun kapı açma sesinde hesap soran cümleler peşinde hissetti birden yalnızlığını ensesinde tek kişilik ordusunu kurduğu evde kurşun gibi sözlerle bıraktı misafirlerini… karanlıkta sabahın rengini ararken baharın ulağı gelincik tarlası çıktı karşısına bir de lavanta huzuru olsaydı, tam da bu satırda ne güzel kokardı çilingir sofrası… içmeden içini döken şairdi içini döktükçe çoğalan içki gibiydi çağlardı şiiri mestane dillerde… yayan hislerle bu şiirde yolcu olandı geleceğini imgelere zimmetleyendi bilinçaltındaki gömüyle yücelerde gezinendi düşünde rüzgârıyla aşk dağını aşandı usunda ne varsa döktü ortalığa kimi orman dedi, kimi yangın görülmedi, yolculuğun böylesi…

yolculuğun böylesi