Yaşamak Bu Değil

Geçen yıl Ramazan ayında karantinada ekmek yapmaktan Fırıncı Muammer Abi’ye dönen insanımız bu sene ayağını sürüyerek zor gidiyor pide almaya. Moraller sıfır sıfır sıfır. Bir senedir kalabalık sofralarda ekmeğini dostlarınla paylaşamamışsın. Eşini dostunu arayıp "Çayı koy geliyom" diyememişsin. Hafta sonu çoluk çombalak pikniğe gidememiş, senede beş gün yapacağın tatil için aylarca ucuz bilet arama coşkusunu yaşayamamışsın. Bayram gelmiş annene uzaktan el sallayıp eve tıkılmışsın. Parklarda dörtnala koşturacak evladın, evde tablet karşısında beş yaşında ihtiyarlamış. Deden ölmüş cenazesini alamamışsın. Bir daha sarılamam diye korkup sarılmadığın baban ölünce cenazesine gidememişsin, yine sarılamamışsın. Niye? Çünkü ölmemek bunu gerektirir. İşte bunlar hep yaşamak (!) Hatta öyle bir yaşamak ki sevdiklerimize bile yaklaşmadan, dezenfektanla yıkanarak ölümsüzlüğü keşfedip mutluluktan delirmeyiz inşallah. Şunu bilmeliyiz ki beyin ölümü diye bir şey varsa ruh ölümü diye de bir şey vardır. Ve tüm bunlar karşısında “unutmayalım ki bize hiçbir şey olmaz” diyemeyiz çünkü Gülben Ergen değiliz. Her gün dört bir yanı "Ne olacak? Ben napacam? Nerden belli?" sorularıyla çevrili bir kaygı yumağına dönüşürüz biz. Kalp çarpıntıları, anksiyete, panik atak derken oradan kalp krizine, ver elini kansere, bir de bakmışsın hooop yine öldük, hadi bakalım. Korkudan ölmek yalnızca bir deyim değildir ve bizim halimizin vahameti deprem oluyor diye kalp krizi geçireninkinden, camdan atlayanınkinden ne eksiktir ne fazla. Ayrıca belirtmek isterim ki; bu ülkede TV karşısına oturup vaka sayılarını ve döviz kurunu takip eden insanın ölmeme ihtimali zaten yoktur. Mamafih ecel vakti geldiğinde on sekiz kat maske taksan da Azrail seni tanıyacaktır. Öte yandan ecel gelmediyse, bindiğin insan istiflemiş toplu taşıma aracını boydan boya yalasan da intihar etmiş olmazsın. (Yine de yapmayın böyle manyaklıklar, ne gerek var.) Tevekkül denen bi’şey var ya, maskeyi indirip az bi’ oksijen alalım. Ne meraklıymışsınız hemen pamuğu tıkamaya. İbo bile demiş "Yeter güzelim yeter, iki iki dört eder.”

Yaşamak Bu Değil