Son Hece

Öğleden sonra. Sonbahar fırtınası. Ağaçlar rüzgârı tutamıyor. Güneş çoktan bulutların arkasına kaçmış. Yerde renk cümbüşü. Yaprakların savruluşuna bakıyorum. Yollar, onların. Ne bir masa ne bir sandalye ne de bir insan sokaklarda. Ve ben seninleyim. Özgürlüğümde. Mutlu muyum? Sendeki tutsaklığım kadar değil. Sana yazdığım son mektubu düşünüyorum kahvemin kokusunda. Peşi sıra kelimelerini. Beni okşayan, duygularını bana taşıyan. Başka mıydı diyorum. Belki de. Belki, başka bir seste. Sevgililerin geliyor sonra aklıma. Henüz gelmemiş zamanda. Gelecek yitiyor. Dolaşıyorum etraflarında. Nasıl yaklaşacağımı düşünüyorum onlara. Senmişsin gibi bakıyorum. Senin gözlerinle… Birer mektup yazıyorum kelimelerinle. Cevaplarını bekliyorum heyecanla. Resim istiyorum. En az üç tane diyorum, gönderin bana. Gülüşlerindeyim şimdi. Gözlerinde… Bedenlerini seyrediyorum. Beni senin duygu seline katıyorlar. Sabırsızlanıyorum onları okumaya… Her biri birer koku, tat, düş evi bana. İçine yerleştiğim, sıcaklığını hissettiğim, soluklandıkça can suyundan içtiğim, çayırlarından geçip kapısına serildiğim evler; kendimi unutup düşler gördüğüm… Masama davet ediyorum onları. Kitaplarıma, kalemlerime, düş dünyama. Parmaklarımın ucunda, beyaz sayfalarımda uzanıyorlar, mürekkebimde ıslanmış. Geceme esriyorum sonra, yatağıma. Başucumdalar. Rüyalarıma sarılıyoruz beraber. Sabahları üzerime doğuyorlar penceremden süzülen ışıklarla, köpüklerimde renk renk, hazzımda dağılan. Dışarı çıkarıyorum onları. Dolaşmaya gidiyoruz. Yolculuktayız. Denizlere dalıyoruz, çıplak. Gökyüzüne uzanıyoruz, yükselen ağaçlarla bakışlarımda. Özlüyorum. Titriyor bedenim. Vecde geliyorum. Dayanamıyorum, daha yakın olmak istiyorum. Sürüyorum kendimi patikalarına, taş toprak, çakıl demeden. Kapılarında bekleyen oluyorum, âşıkları. Gündüzlerindeyim, bahçelerinde bahçıvan. Gecelerinde. Işıltılı birer gökyüzü. Dokunuyorum. Ürküyor biri, çekiyor kendini. Dokunuyorum. Gülümsedi diğeri. Araladım perdesini, uyandı şehveti. Vuslata yürüyorum siyah kadifemsi yollarında. İtiyor öteki. Hazla sarıyor beriki. Gelen geçiyor. Geçmeyen dostum oluyor. Yitip giden zamanda sevgili... Dönüp bakıyorum kelimelerime, esriyerek yazdıklarıma. Neleri sunmuşum? Aklıma geliyor gözlerdeki. Seveni. Sevmeyeni. Çağırıyorum. Gel diyorum, özlemsin. Çağıramıyorum. Oysa istiyorum. Tekrar hissetmek, tekrar dilleşmek seninle sonsuzluğun dilsizliğinde. Karmakarışık olma diye tutuyorum kendimi. Aşktan alıp umutsuzluğuma katıyorum seni. Çağırmıyorum. Gelme, git! diyorum. Ne sesindeyim ne gözlerinde. Senden uzaktayım. Oysa, sevmiştim… Gitti sevgililerin… Kayboldu sesleri. Soldu yüzleri. Kahveme bakıyorum çoktan bitmiş. İzlerinin düşü kalmış telvesinde. Etrafımdakiler içimde yankılanırken ben sonsuzluğuna çekiliyorum. Sokağa fırlıyorum, yapraklar tek renk. Hızlı adımlarla yürüyorum. Rüzgâr itiyor arkamdan. Uzaklaş! diyor… Tınının son hecesine tutunuyorum, uzaklaşırken düşlerimden bu sonbahar günü.

Son Hece