bahaneler mezarlığı

dilinde uyanık bir ıslıkla peşine düştü kolay yolların hayatın ilk zor sınavından kaçtı sebebini soran bilgeye babaannesinin öldüğünü söyledi böyle her şey çok güzeldi alışkanlık yaptı ölüm haberleri sonra babasını öldürdü daha sonra da annesini annesi çok kıymetliydi gerekirse babası iki kez ölebilirdi… her sınavdan böyle kaçıyordu seri katil olan metaforun peşine takılmış şiirin anlamını çözememiş toy bir şairdi şiir ülkesine iman etmiş dualarla son sınavında tanıştı ve en sonunda elindeki yetim dizelerin küreği ile gömdü kendini bahaneler mezarlığına diğer yarımı (s)arıyorum 1- kesik gözlerimi açıyorum dağ başında yüzlerce kollarım var kır çiçeklerini sarmaya bir yalnız gövdeye yüklemişim hayata dair ne varsa taşıyorum işte taşımaksa… cıvıltıların ulağını görüyorum uzak da olsa anlıyorum buranın kuşları değil bunlar kafes nedir bilmezler konuyorlar dert yüklü dallarıma ha bire anlatıyorlar gördükleri güzel yerleri sonra uçup gidiyorlar bırakıp bir başıma beni kesik dallarım kucağımda ak bulutlar gibi akarak uçmak istiyorum sen de haklısın toprak kardeş sana tutundukça anlıyorum uzun zamandır diğer yarımı arıyorum… 2- eksik gözlerimi kapatıyorum kent ortasında düşüm bana yeter diyorum katıksız çıktım ne de olsa bu yola yavan da olsa bana yeter ben hazırım aç olanları doyurmaya… samimiyet ağacını arıyorum betonlaşan sohbetlerin arasında keskin bir cümleye vurulmaya hazırım kitabından firar etmiş sözcüklerle saldırsa yaralarıma… yalnızlık insana mahsus anladım onca yıldan sonra iç sesimi dinlediğimde vicdan tahtıma kılıcını saplamış gerçeklerin serdengeçtisini anlayınca… eksiğim dallarımdan biri yok adı özgür soyadı dünya kendimi buldukça arıyorum uzun zamandır diğer yarımı sarıyorum…

bahaneler mezarlığı